Search on this blog

Search on this blog

+90 531 986 70 26

Her ruhsal yolculukta bir an gelir ki sessizlik, gerçeği söylemekten daha ağır gelir.

Bir zamanlar sessiz kalan, uyum sağlayan, geri duran, “sorun çıkarmayan” eski versiyonun…artık dönüşen haline uymamaya başlar.

Bedenin önce fark eder:
Göğsünde bir sıkışma,
Sesinde hafif bir titreme,
İçinden yükselen incecik bir fısıltı:

“Konuşma zamanı geldi.
Görülme zamanı geldi.
Gerçek benliğini gösterme zamanı geldi.”

Ama dürüst olalım…
Gerçek benliğini ifade etmek her zaman kolay değildir.

Yargılanmaktan korkarız.
Yanlış anlaşılmaktan korkarız.
Uyumu bozmaktan korkarız.
Kendimizi fazla göstermekten korkarız.

Ama işte en kutsal gerçek:
Senin sesin, ruhunun devamıdır ve her susturduğunda, ışığının bir parçasını da susturursun.

Bugün bu ışığı geri çağırıyoruz.
Korkuyla değil,
öfkeyle değil,
savunmayla değil—
ruhunun yumuşak netliğiyle.

Neden Ruhundan Konuşmak Zordur?

Hassas, sezgisel ve derin hisseden ruhlar için ifade konusu bambaşkadır.

İnsanların enerjisini hissedersin.
Duyguların tonunu anlarsın.
Söz söylenmeden olanı fark edersin.

Ve çoğu zaman, başkalarını korumak için kendini geri çekersin.

Fakat başkalarının duygularını yönetmek senin görevin değil.
Senin görevin kendi gerçeğini onurlandırmaktır.

Ruhundan konuşmak bencillik değildir.
Bu, ruhsal bütünlük ve özsaygının ta kendisidir.

Ruhunun Konuşmak İstediğinin İşaretleri

  • Konuştuğunda kendini bitkin hissetmek
    • Çok fazla açıklama yapmak
    • “Fazla mıyım?” “Az mıyım?” kaygısı
    • Yargılanma korkusuyla kendini sansürlemek
    • Gücün sende değil başkalarında olması
    • Anlaşılmadığını hissetmek
    • Hep “güçlü” ya da “olgun” rolünde sıkışmak

Bunlar birer eksiklik değil…Bunlar birer çağrıdır.

Kendine dönme çağrısı.
Sesini özgürleştirme çağrısı.
Gerçeğini yaşama çağrısı.

Konuşmaktan Korkmak:

  • “Kimse üzülmesin…”
    • “Ya yanlış düşünürlerse?”
    • “Boşver, içimde tutayım.”
    • “Benim söylememe gerek yok.”

Korku, seni küçültür.
Korku, seni sessizleştirir.

Ruhundan Konuşmak:

  • “Benim için doğru olan bu.”
    • “Benim ihtiyacım bu.”
    • “Böyle hissediyorum.”
    • “Bu benim sınırım.”

Ruh, genişletir.
Ruh, özgürleştirir.

Ruhun bağırmaz…
Yumuşak ama kararlı konuşur.

 

Ruhundan Nasıl Konuşulur?

Önce Bedenine Dön

Elini kalbine koy.
Nefes al.
Ve sor:

“Benim için gerçek olan ne?”

Gerçek her zaman bedende başlar.

Özrü Bırak, Gerçeği Söyle

Gerçek ifadede süslü cümleler yoktur.
Netlik vardır.

  • “Şu an hissettiğim…”
    • “Benim ihtiyacım…”
    • “Benim için doğru olan…”

Açıklama yok.
Savunma yok.
Küçülme yok.

Senin gerçeğin, izin gerektirmez.

Yumuşak Güç Tonu Kullan

Yumuşak güç = zarif ama sağlam bir enerji.

Yavaş konuş.
Göğsünden konuş.
Sözlerini nefesin yumuşatsın.

Bu ton, hem seni hem karşındakini rahatlatır.

İhtiyaçlarını Suçluluk Duymadan Onurlandır

Unutma:

Nazik olmak, kendinden vazgeçmek değildir.

Gerçeğini söylemek kimseye zarar vermez.
Ama gerçeğini saklamak…
kendine zarar verir.

 

 

Herkesin Seni Anlamayacağını Kabul Et

Ve bu tamamen normal.

Senin gerçeğini bazıları duyar…
bazıları ise kendi yaralarından dinler.

Sen sadece net ve dürüst ol.
Gerisi senin sorumluluğunda değil.

Görülmenin Enerjisi

Ruhundan konuştuğunda hayatında yeni bir frekans açılır:

Daha hafif hissedersin
Daha hizalı hissedersin
Sana uygun insanları çekersin
Sezgilerin güçlenir
Kendini bırakmaz, kendine gelirsin

Evren, özüne sadık olan herkesi destekler.

Çünkü evren, özün titreşimini duyar.

Bazı sesler ateştir.
Bazıları fırtınadır.
Bazıları gök gürültüsüdür.

Ama senin sesin…ışıktır.

Durgun suya vuran ay ışığı gibi.
Fırtınadan sonraki sakinlik gibi.
Yüreğin derinliklerini uyandıran fısıltı gibi.

Yumuşaklığın zayıflık değil — güzelce paketlenmiş güçtür.

Ve sen yumuşak ama net konuştuğunda…dünya seni daha derinden duyar.

Ruhun ifade etmek için geldi.
Saklanmak için değil.
Küçülmek için değil.
Kendini susturmak için hiç değil.

Senin sesin yük değil.
Senin gerçeğin fazla değil.
Senin doğruluğun sorun değil.

Sen duyulmak için doğdun.
Yüksek sesle değil…özünle.

Bırak ruhun konuşsun.
Bırak kalbin önden gitsin.
Bırak sesin, kendine geri dönsün.

Senin içindeki cesareti onurlandırıyorum. Zamanın geldi.