Search on this blog

Search on this blog

+90 531 986 70 26

Eğer hassas, sezgisel ya da empatik biriysen şu soruyu muhtemelen sıkça sordun:

“Neden bana ait olmayan şeyleri hissediyorum?”

Bir ortama girersin ve ruh hâlin değişir.
Biriyle kısa bir konuşma yaparsın ve saatlerce yorgun hissedersin.
Sebepsiz bir ağırlık çöker.

Bu zayıflık değildir. Bu geçirgenliktir.

Ama farkındalık yoksa bu armağan zamanla yüke dönüşebilir.

Hassasiyet, Duygusal Sorumluluk Değildir

Birçok hassas insan şunu öğrenmiştir:

“Hissediyorsam, taşımam gerekir.”

Oysa bu doğru değildir.

Bir şeyi hissetmek onu yüklenmek anlamına gelmez.

Şefkat, duyguları sömürmek değildir.

Empati, sınır olmadığında tükenir.

Empatlar Neden Kolayca Yüklenir?

Genellikle şu nedenlerle:

• Güvende kalmak için ortamı okumayı öğrendin
• Başkalarının duygularını düzenledin
• Anlayışlı olman beklendi
• Yakınlık birleşme sanıldı
• Ayrışma öğretilmedi

Sinir systemin önce başkalarını, sonra kendini okudu.

Bu Bir Enerji Sorunu Değil, Sınır Meselesidir

Sürekli enerji temizlemek ama sınır koymamak sorunu çözmez.

Asıl beceri şudur:

“Seni hissedebilirim — fakat sana dönüşmem.”

Bu öğrenildiğinde hassasiyet güçlenir.

Basit Bir Bırakma Pratiği

Bunaldığında:

• Dur
• Bir nefes al
• Sor: “Bu bana mı ait?”
• Hayırsa, duygunun alanından ayrıldığını hayal et
• İçinden de: “Bana ait olmayanı bırakıyorum.” de

Zorlama yok.
Drama yok.
Netlik var.

Sen Bir Duygu Kabı Değilsin

Başkalarını taşımak için burada değilsin. Onların yapamadığını yapmak için değil.
Kendini silmek için değil.

Hassasiyetin:
• sezgi
• farkındalık
• derinlik
• bağ kurma

içindir.

Son Düşünce

Sana ait olmayanı bıraktığında soğumazsın.

Netleşirsin.

Ve netlik, sevginin tükenmeden akmasını sağlar.